GELİŞİMSEL DAVRANIŞCI YAKLAŞIM

 ANA BABALIK:

GELİŞİMSEL DAVRANIŞCI YAKLAŞIM

(Orjinal Adı: PARENTİNG: ADEVELOPMENTAL-BEHAVIORAL APPROACH

Robert A. Fox and Margaret C. Binder
(Çeviren: Sezgin Vuran )

Son zamanlarda, engelli çocuk sahibi olan ebeveynlerin, çocuklarının eğitiminde önemli bir rolünün olduğu kabul edilmiştir. Günümüze değin, ebeveynler çocuklarının eğitim ve sağaltımına katılmaktan alıkonulmuşlardır. Ebeveynlerin çocuklarının eğitim ve sağaltımından uzak tutulmasının temel nedeni, çocukların yetenekleri ve davranışlarında anlamlı gelişmeler sağlanan okul, klinik ve yatılı kurumlarda görev yapan bir grup profesyonelin bu işi yapacağı düşüncesinden kaynaklanmaktaydı. Zaman zaman, ebeveynler çocuklarının güçlüklerinden dolayı suçlandılar ve bu neden gösterilerek ebeveynlerin çocuklarının eğitim ve sağaltımından uzak tutulmaları gerektiği iddia edildi.
Yirmi yıldan daha fazla süre içinde davranışçı tekniklerin özürlü ve normal bireylerle çok başarılı olduğu kanıtlanmıştır. En az sınırlayıcı ortamlarda engelli çocukların bakım ve eğitimini sağlamak için ulusal birlikle bütünleşen davranışçı yaklaşım aracılığıyla, gerçekleştirilen ilerlemeler ön hizmet servislerinin açılmasında aileleri kapsayan girişimlerin ürün vermesi ile sonuçlandı. Ebeveynler tarafından hali hazırda başarılı bir şekilde çözülen çocukluk çağı problemleri izleyen biçimde sıralanabilir: otistik çocuklarda göz-göze ilişki ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi(Harris,Wolcnik,& Weitz, 1981), gelişimsel becerilerin geliştirilmesi(Koagel,Glahn,&Nieminen,1978), kendine zarar verme davranışlarının azaltılması(Risley,1968), saldırgan davranışların azaltılması(Olson & Roberts, 1987),uyumun geliştirilmesi (Forehand & Mac Mahan, 1981), tuvalet öğretimi(Azrin, Hontos. & Besalel-Azrin, 1979), ortopedik araçların kullanımının artırılması (Hall, Axelrod, Tyler,Grief,Jones, & Robertson,1972) sosyal becerilerin geliştirilmesi (Howling,Marchant,Rutter,Berger,Hersov & Yule, 1973 ), ve kilo kaybı sağlamadır.(Fox, Rosenberg, Rotatari,1885). 1960’lı yıllarda çocuklarına eğitim verme işini ailelerin yapabilirliliğine karar vermek amacı ile birkaç duyarlı çalışma başlatılmıştır.Bunu aile öğretimine ilişkin özel olarak desenlenmiş sayısız program geliştirme çalışması izlemiştir. Şu, anda araştırmacılar belirgin çocukluk çağı problemlerin sağaltımında en etkili davranışçı teknikler hangileridir, bu tekniklerin ailelere en iyi biçimde öğretimi nasıl yapılır ve öğretim girdilerini etkileyebilen aile değişkenleri (sosyo ekonomik düzey, boşanmış aileler, çekirdek aile v.b) üzerinde çalışmaktadırlar.

ÖĞRETİCİ OLARAK AİLENİN KULLANILMASININ AVANTAJLARI

Bebeklik döneminde ebeveyn-çocuk doğal bağlantısı tek ve özel bir ilişki içinde kurulduktan sonra çocuklarına sağlanan eğitimden uzak tutulmaları düşüncesi bir sürprizdi. Ebeveynler çocuğun erken gelişiminde en etkili güce sahip olan temel yapı taşlarıdır. Ebeveynler sadece çocuğu doğal olarak pekiştiren değil aynı zamanda çocukları üzerinde etkili olabilecek durumları kestirebilen ve çocuğun yetersizliklerini en iyi bilen kişilerdir. İzleyen örnek ailenin bu yegane durumunun nedenli önemli olduğunu göstermektedir.
Matt 3,5 yaşında, gelişimsel gerilik gösteren bir çocuktur ve okul öncesi özel eğitim kurumuna devam etmektedir. Okul otobüsünde, okuldan eve dönünceye kadar sürekli ağlamaktadır. Annesi okula giderek çok sevdiği kumaştan yapılma oyuncağını yanında götürmesini önermiştir fakat okul personeli bunun çok rahatsız edici olduğunu düşünerek kabul etmemiştir. Sonuçta Matt’in annesi oyuncak hayvanı yanında götürebilmesi için izin almıştır.O gün Matt otobüste hiç ağlamamış ve okuldaki ilk iyi gününü geçirmiştir. Öğretmeni oyuncağı Matt’ten uzak ancak gün boyunca onu görebileceği bir yere yerleştirmiştir. Şu anda Matt oyuncağı yanında götürmeye devam ediyor ve uyum sorunları azaldı.
Yukarıdaki örnekte çözüm basit fakat etkiliydi.Bu çocuk okul tarafından sağlanan pekiştireçlere ve diğer programlanmış durumlara tepki vermedi ve ilerleme göstermedi. Yalnızca annesi Matt’in gereksinimlerinin farkındaydı. Sağaltım sürecinin başlangıcından ilerleyen tüm safhalarına değin, çocuğun eğitim ve sağaltım sürecinde oluşan pek çok yetersizlikler ebeveynlerin bu sürece katılımının cesaretlendirilmesi ile uzman personel sınırlılığı önlenebilmektedir.

Davranış değiştirme ya da ilgili sağaltım programlarının temel amacı “bireyin toplum içinde olabildiğince iyi işlevde bulunmasını sağlamaktır.” Pek çok sağaltım programında, temel amaca ulaşmayı engelleyen ve sürekli olarak artan problemler kazandırılan davranış değişikliğinin sürdürülmesi ve genellenmesi boyutundadır. Öğretmenlerin sıklıkla belirttikleri, özürlü çocuğun yaz tatili için ya da her akşam evine gittiğinde öğrendiklerini unuttuğudur. Bu davranış değişikliğini sürdürme problemi ebeveyn öğretmenin gündeminin farkında olmadığında ve bundan dolayı hangi davranışı pekiştireceğini bilmediğinde ortaya çıkmaktadır. Eğer ebeveynler çocuklarının eğitimine katılmaya cesaretlendirilirlerse pek çok potansiyel sürdürme problemi azaltılabilecektir. Üstelik aileler değişik ortamları çocukları ile paylaşacaklar böylece çocuğun öğrendiği davranışlar muhtemelen belirli bir durumda kalmayacaktır.(örneğin:genellemeler yapabileceklerdir). Bunlara ek olarak aileler çocukları ile sürekli ilişki içinde olacaklar, böylece pek çok öğretim programı tarafından verilenden çok daha fazla öğretim stratejisi geliştirme fırsatına sahip olacaklardır.
Aile eğitiminde bir diğer gerçek ekonomidir. Farklı eğitsel gereksinimleri tanılama sistemlerinin gelişmesi ile beklenenden daha fazla sayıda farklı eğitsel gereksinimleri olan çocuk olduğunun farkına varılmıştır. Bütün bu çocuklar için doğrudan eğitim sağlama çabalarının maliyeti hizmet götürmeyi engelleyen bir faktör olabilecekti. Oysa, ailelerin eğitime katılımı, gerçekçi olmayan doğrudan hizmet sunma modeline bir alternatif durumuna geldi. Sonuçta, eğer ailelere , sürekli olarak, çocukları ile başarılı biçimde kullanabilecekleri öğretim yöntemleri kazandırılırsa, büyük olasılıkla onlar profesyonel öğretim olmaksızın çocuklarının yeni ortaya çıkan problemlerini çözmek için gereksinim duydukları becerileri edineceklerdir. Özürlü çocuklar tarafından gösterilen farklı davranış problemleri ile etkili olduğu kanıtlanan aile eğitimi yöntemlerinin bir kısmı gözden geçirilmeden önce, aile eğitimi için bir model sunulacaktır.

BİR ANA-BABALIK MODELİ

1960’lardan 1980 yılının sonlarına kadar aileler üzerinde araştırmalar yürütüldü. Bu araştırmaların bir bölümünde farklı aile biçimlerini (tutumlarını) belirlemek amaçlandı ve aşırı izin vericiden aşırı koruyucuya otoriterden demokratik olana değin değişik aile tutumları saptandı. Bir diğer araştırma ile ailelerin çocuklarında karşılaştıkları problem tipleri incelendi.Örneğin:Sears, Maccoby ve Levin(1987), tarafından yapılan bir çalışmada, % 75’in üzerinde annenin çocuklarında beslenme problemleri ile karşılaştıkları ortaya çıkarıldı. Ayrıca tuvalet öğretimi, saldırgan davranışlar ve bağımlılık problemleriyle de karşılaştıkları belirtildi. Son yıllarda nasıl “iyi” ebeveyn olunur konusunda ebeveynlerin eğitimi üzerinde çok sayıda makale ve kitap yazıldı. [Popüler aile eğitimi kitapları Schroder, Gorden, & McConnel (1987) tarafından gözden geçirildi]. Var olan kaynakların çoğu çocuklarının davranışlarını daha iyi kontrol etme becerilerinin ebeveynlere öğretimi üzerinde odaklaştığı gözlendi. Azrin ve Foxx’un (1974) “Bir günden deha kısa zamanda tuvalet öğretimi”[özgün adı:Toilet Training in Less Than aDay] adlı kitabı bunun için bir örnektir. Davranış değiştirme teori ve teknikleri yeni filizlenen aile eğitimi alanında önemli bir etkiye sahiptir. Örneğin: Forehand ve McMahan’ın (1981) “uyumsuz çocuklara yardım” [özgün adı:Helping the noncompliant child] adlı , kitabı, ebeveynlere çocuklarının uygun olan davranışlarını belirlemeyi, olası sosyal ödülleri sağlamayı, açık ve net yönergeler vermeyi ve devam eden uygun olmayan davranışlar için mola tekniğini kullanmayı öğretti. Bu çalışmada karmaşık bir süreç olan aile eğitimi içerisinde davranış değiştirmenin nerede yer aldığını göstermek için ve kavramsallaştırılan aile davranışlarını içeren geniş bir model sunulacaktır. Bu yüzden ilk olarak gelişimsel perspektif üzerinde durulacaktır.

GELİŞİMSEL PERSPEKTİF

Ebeveynler çocuklarıyla davranışçı yöntemleri kullanmayı öğrenmeden önce, çocuklarının gelişimsel düzeyinin saptanması gerekmektedir.Çocukların çoğu gelişimin ilk devrelerinde bilinen evreleri izler. Örneğin: büyük motor alanda emeklemeyi oturma, oturmayı ise yürümenin izlemesi gibi. Yine de bazı çocuklar, gelişim evrelerinde “normal”den sapma gösterirler (örneğin:emeklemeden yürümeyi öğrenirler). Sapma gösteren bazı çocuklar dokuzuncu ayda yürüyebilirken diğerleri iki yaşında ya da daha geç bu beceriyi kazanabilirler. Diğer gelişimsel alanlar tuvalet yapma, konuşma edinimi, oyun, giyinme,yemek yeme, cinsel davranış, uyku, flört etme, duygusal ve bilişsel olmak üzere benzeri pek çok alanı içerir.
Gelişimsel perspektife özgü edinim ve sürdürme ebeveynlerin çocukları için tahmin edilebilen olası beklentilerine yardım eder. Pek çok ebeveynin çocuklarının bir yaşında tamamen tuvalet eğitimini kazanmış olmalarına ilişkin gelişimsel beklentileri çok yüksektir. Bunun dışında eğer bu ebeveynler gerçekçi olmayan amacı başarma çabasında davranış değiştirmeyi kullanırlarsa onlar bu tekniği yanlış kullanıyorlardır. Ne yazık ki uygun olmayan beklentilerin sonuçları hem ebeveynleri hem de çocukları incitecektir, çünkü onların öğretme çabaları genellikle engellenme ve başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Çağdaş toplumda gerçekçi olmayan yüksek ebeveyn beklentilerinin sayısız örneği bulunmaktadır. İki yaşındaki çocuğun bir saat süreyle kilisede sessizce oturması, yedi yaşındaki çocuğun küçük kardeşlerin bakımından sorumlu olması ya da on dört yaşındaki çocuğun yaşıtlarının katıldığı partide doğru karar vermesini beklemek, gerçekçi olmayan yüksek gelişimsel becerilerdir. Benzer örnekler, özürlü bireyler içinde söz konusu olabilir. Yedi yaşında ileri derecede zihinsel özürlü bir çocuğun kendi kendine giyinmesi beklentisi , sosyal gerilik gösteren okul öncesi öğrencinin grup etkinliklerine katılması beklentisi ya da altı yaşında öğrenme güçlüğü olan bir öğrencinin hızlı bir şekilde harfleri tanıması beklentisi gerçekçi olmayan yüksek ebeveyn beklentilerini yansıtır. Ebeveynler çocukları hakkında gerçekçi olmayan düşük beklentilere de sahip olabilirler. Özürlü çocukların ebeveynleri doğal olarak çocuklarını aşırı koruma isteğine olan eğilimlerinden dolayı yaralanabilirler. Çok düşük beklentiler daha erken gerçekleşebilecek olan gelişimsel amaçların gerçekleştirilmesin de olağan bir gelişmeyi yavaşlatabilir.
Çocukların şu andaki gelişimsel düzeyi hakkında ebeveynleri bilgilendirme ve gerçekçi beklentiler oluşturma her aile öğretim programının ilk basamağında yer almalıdır. Eğer ebeveynler uygun gelişimsel bağlam (beklentiler) içinde olurlarsa, bu durumda hem ebeveynler hem de çocuklar karşılıklı hoşnut olacaklardır. Ebeveynler gelişim evrelerini öğrendikten sonra davranışları geliştirme, artırma, azaltma, sürdürme ve genellemeyi içeren davranış değiştirme yöntemlerini öğrenmeye başlayabilirler.

EBEVEYN DAVRANIŞLARI: DAVRANIŞSAL ÇATI

Aile eğitimi üzerinde yapılan ilk davranışsal araştırmaların çoğunu ,ebeveynlerin çocuklarının davranış problemlerinden profesyonellere söz etmelerinin bir sonucu olarak planlandı. Kısaca örneklenecek olursa çocuklar uyumsuzluk, yatağını ıslatma, öfke nöbetleri, saldırgan davranış, korku, yemeyi reddetme, hırsızlık, yalan söyleme, bağımlılık, saç çekme, sosyal geri çekilme gibi davranışlar gösterirler. Uzmanlar, çocukluk problemlerinin yeniden çözümü için ofislerinde bu çocuklarla birebir çalışmaların sınırlı başarı sağladığını fark ettiler. Klinikte çocuklar büyüme ve gelişmeye ilişkin işaretler gösterebilirken, bu değişiklikleri çocuğun evine taşımanın başarısızlıkla sonuçlandığı görüldü. Sonuçta aileler eğitim seanslarını izlemeye başladılar ve zamanla eğitim sürecinin aktif bir katılımcısı durumuna geldiler. Bir saatlik terapi süresince ebeveynler çocuğun doğal çevresine transfer edebilecekleri, çocuklarıyla yeni ilişki kurma biçimlerini öğrendiler.

Eğitim sürecine ebeveynlerin katılımı oldukça başarılı sonuçlar sağladı. Yalnızca çocuğun problemleri azalmakla kalmadı, ebeveynler çocukları ile gelecekte karşılaşacakları durumlarda uygulayabilecekleri yeni beceriler kazandılar. Çocuklarıyla deneyimlerine ilişkin farklı ebeveyn davranışlarını sınıflandırmak için özellikle çocukların problem davranışlarına (örneğin:uyumsuzluk, öfke nöbetleri) karşı gösterilen ebeveyn tepkilerini betimlemek yararlı olacaktır. Bu açıdan bakınca , ebeveyn davranışları ikiye ayrılmaktadır. Birinci grup, önleme stratejileri olarak adlandırılmaktadır. Bu grup,çocuğun problem davranışları başlamadan önce oluşan tüm aile etkinliklerini içerir. Ebeveyn davranışları önleyici ve ileriye yöneliktir ve eğer bu başarılı kullanılsaydı çocuğun gösterdiği problem davranışlar azalırdı. Örneğin çocuğun uygun davranışlarını olumlu pekiştirme bir önleme stratejisidir. Uygun davranışları için sürekli ödüllendirilen bir çocuk giderek azalan bir uyumsuzluk gösterecektir.
Çocukların hoşlanmadıkları davranışlarından kaçınmayı planlayan ebeveynler önleme stratejilerini kullanırlar. Tuvalet kazalarından kaçınmak için geziden önce tuvalete götürme planlarının başlangıcına bir örnektir. Çocuğun yapmaktan hoşlandığı şeyleri yapmak için harcanan zaman (top oyunu, parka gitme, okuma, oyun, dinlenme) diğer önleme etkinlikleridir. Önleme grubunda yer alan etkinliklerin avantajı yalnızca oluşan problem davranışların azaltılması stratejileri değil daha önemlisi , genel gelişimin hızlanması ve çocuğun uygun davranışlarının arttırılmasıdır.

Davranış değiştirme,olumlu pekiştirme, pekiştirecin etkisi, model olma, zincir, ayrımlı pekiştirme, kendini yönetme, sürdürme ve genelleme gibi önleme stratejilerini içeren kavramları kapsar.

Ebeveynler önleme stratejilerini nasıl iyi kullanacaklarını önemsemezlerse tüm çocuklar problem davranışlar göstereceklerdir. Ebeveyn davranışlarının ikinci grubu, çocuğun gelecekte azaltılması hedeflenen problem davranışlarını izleyen tekniklerden oluşur ebeveynler bu grupta yer alan görmezden gelme, ilgiyi başka yöne çekme yargılama, azarlama, avantajları geri çekme, çocuğun odasına gönderme, tokatlama gibi teknikler kullanırlar.
Davranış değiştirme, ortaya çıkan bir durumda problem davranışı azaltmak için en etkili (örneğin :yatma zamanında ortaya çıkan öfke nöbetini görmezden gelme) ve etkili olmayan (yatma zamanı öfke nöbeti geçiren üç yaşındaki bir çocuğa olayı muhakeme ettirme) stratejilerin hangisi olduğuna karar verme de yararlı olmaktadır. Açıkcası, ebeveynler için çocukları üzerinde en etkili olmanın yolu ortaya çıkabilecek olumsuz davranışları önleme ve öğretim tekniklerini öğrenmektir.

AİLE EĞİTİMİ MODELİ: UYGULAMA FAKTÖRLERİ

Çocuk için etkili eğitim planı hazırlamak için öncelikle çocuğun gelişimsel düzeyi ve ailenin kullandığı önleyici tedbirler ve öğretim stratejileri gibi tüm faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekir. İlk davranışçı çalışmalar, çocuğun davranış problemlerine ilişkin olarak, yalnızca öğretim teknikleri üzerinde durma eğilimindeydi, desenlenen çalışmalarda gelişimsel nedenler ve önleme konusu birlikte ele alınabilmesine rağmen bunlardan ya hiç söz edilmedi yada tesadüfen ele alındı. Bu atlama bir şekilde sağ duyuya ters olduğu izlenimini yarattığı için çoğu öğretmen ve aileyi rahatsız etti. Davranış değiştirme davranışın deneysel olarak analizinden çok uygulamalı teknolojiden hareket ederken, uygulamacılar daha çok bütünleştirilmiş eğitim programı geliştirme de odaklaşmaktadırlar. Onlar şimdi pek çok davranış probleminin çok az bir doğrudan müdahale ile çözülebileceğinin farkındalar. Eğer koşullar düzenlenirse istenen davranışlar ortaya çıkar. Örneğin, pek çok ebeveyn eğer basit ve özel bir fincan sağlarlarsa çocuklarının başarılı bir biçimde içebileceğini bilirler. Yine ebeveynler bilirler ki kolay erişebilecekleri bir askı sağlanırsa çocukları paltolarını kendileri asabilirler. Genellikle çocuğun davranış problemlerini önleme yolları çok açık değildir ve sıklıkla ebeveynler çocuklarında davranış problemi oluştuktan sonra kendi kendilerine bir strateji oluştururlar bu tepkisel yaklaşımda düzenli bulgulardan biri çocuklarına işkence eden aileler üzerinde kullanıldı. Bazı ailelerde çocuğun uyumsuzluğu yada saldırgan davranışı tokatlama ve azarlama gibi çok düşük düzeyde etki sağlayabilen (önleyici tedbirlerin yokluğunda) ebeveynlerin cezalandırıcı tedbirleri ile kontrol edilir.

Ailelerle yapılan çalışmalarda belirgin problem alanları belirlenmeden önce yapılmış olan ön çalışmalar dikkate alınabilir. Amaç ailenin gelişimsel beklentileri midir? Genellikle bir gözlemci, gün boyunca ebeveynin çocuğu ile kullandığı yönergeler serisini gözler (‘paltonu as’, ’ellerini yıka’, ‘yemeğe gel’ gibi). Küçük çocuk ya da öğrenme güçlüğü olan çocuklar bu yönergeler zincirini yerine getiremeyebilir. Eğer ebeveynler verdikleri diğer yönergelerden önce çocuğun yerine getirebileceği bir yönerge verirlerse, çocuğun uygun olmayan davranışı tamamı ile ortadan kaldırılabilir, diğer yandan pek çok büyük çocuk aynı anda üç yönergeye tepki vermekte güçlük çekmezler.

Eğer ebeveynler gelişimsel becerileri öğretiyorsa, çocukların yeni beceriyi öğrenebilmeleri için gerekli olan ön becerilere sahip olup olmadıklarını bilmeleri önemlidir. Her karmaşık beceri öğretiminde, davranışçı yaklaşım beceriyi küçük basamaklara ayırmayı ve basamakların öğretiminde zaman ve düzeni önerir. Özürlü çocuk öğrenme işine daha çok katılabilir. Özürlü bir çocuk daha kolay işlerde yeterli performans gösteremezken gelişimsel olgunluğa ulaşmış olduğu becerileri yapabilir.

Normal bir çocuğu düşünün , eğer o ve c becerisini gerçekleştirebiliyorsa a ve b becerilerini öğrenmiştir. Özürlü çocuk çok karmaşık olanlardan birini kolaylıkla yerine getirebiliyorken koordinasyon gerektiren becerilerden birini yerine getirmekte güçlük çekebilir. Örneğin , ince motor koordinasyon iyi gelişmiş olabilir fakat büyük motor becerilerinde problem vardır. Yeterince hazırlık yapılmadan başlatılan bir davranışçı program gelecekteki öğretimi zorlaştırabilir ve çocuk için engelleyici olabilir.

ÖZEL STRATEJİLER VE PROBLEMLER

Oyun
Sayıları gün geçtikçe artan uygulamacılar, önleme tedbirlerini eğitim programının bir parçası olan ‘özel oyunla’ birleştirme gereksinimini ortaya koydular. Forehand ve McMahan’ın (1981) Uyumsuz Çocuğa Yardım kitabında ve Barkley’in (1987) Yetersizlikten Etkilenmiş Olan Çocuklar kitabında, öğretim süreçleri oyun etkinliklerinde birebir olarak en az 15-30 dakikalık sürelerde ailenin çocukla ilişkisini belirlemeyi içerir. Oyun etkinliği süresince ebeveyn çocuğun etkinliğe başlamasına izin verir ve daha sonra çocuğun başlattığı etkinliğe katılır. Oyun süresince ebeveyn doğal davranır ve çocuğun yaptığını eleştirmez ya da çocuğu doğrudan etkilemeye çalışmaz. Ebeveynlerin konuşmaları yalnızca gözledikleri şeyler hakkında yönerge vermekle sınırlandırılır. Çoğu uygulamacılar, ailenin bir oyun anlatan radyo spikeri rolünü üstlenmesinden hoşlanırlar, kullanırlar. ‘Şimdi topu al, sola dön ve onu yere at’ gibi. Bu benzerlik muhtemelen bu rolü anlamada güçlük çeken ebeveynler için yararlıdır.
Özel oyunda, pek çok yetişkin kuralı geçici bir süre için durdurulur. Çocuklar dış çizgileri boyayabilirler, köpekler kırmızı ve mavi boyanabilir ve oyuncak yapı malzemeleri köprü ve kule malzemeleri için kullanabilir. Amacın yapılandırılmamış olması çocuk için oyunlar sağlamada yararlıdır. Böylece çocuk kendi etkinliğini kendisi yaratabilir. Özel oyun süresince çocuklar kurallar uydurabilir ve istediği kadar (değiştirmekte) serbesttir. Çocuklar yaptığı şeyler zararlı olmadığı sürece doğru ya da yanlış yoktur. Ebeveynin oyun sırasında çocuğa öğretim yapmasına izin verilmez. Böylece bu etkinliğe ilk giriş çocuk tarafından yapılır. Örneğin: Eğer çocuk bir çay partisi veriyorsa, çocuk ebeveynin oyuna katılmasını isteyinceye kadar aile bir fincan çay istemez ya da içiyor numarası yapmaz. Ailenin etkinliğe ne kadar katılacağı çocuğun kontrolündedir. Ailenin rolü , etkinliğe bütün dikkatini vermek ve çocuğun istekleri ile genişletilen etkinliklere aktif olarak katılmaktır. Bu yoğun dikkatin rolü çok önemlidir. Eğer aile odada başka şeylerle ilgilenirse ya da çocuğun kullanmadığı oyuncaklarla oynamaya başlarsa zaman boşa gider. Bu ortaya çıktığında, dinamiklerdeki değişikliği gözlemek kolaydır. O zaman çocuk tamamen ebeveyni ve etkinlikle meşgul olacaktır. Fakat ebeveyn dikkatsiz davrandığında veya liderliği üstlendiğinde, çocuk ilgisini kaybeder ve alanı terk edebilir, ailenin ilgisini yeniden kazanmak için kışkırtıcı şeyler yapar.
Özel oyun süresince ailenin çocuğu övüp övmeyeceğine ilişkin bazı sorunlar vardır. Buna ‘özel oyunun’ amacına uygun olarak karar verilir. Forehand, MacMahan ve Barkley’in (1981) sağaltım programlarında, ‘özel oyun’ iki amaçla kullanılır. Birincisi çocuğun yaptığı olumsuz durumlardan çok olumlu durumların geliştirilmesi ikincisi ise ailelerin olumlu geri dönüt veren uygulamalarının arttırılmasıdır. Ebeveynin ilgi ve dikkati çocukları için büyük bir pekiştireçtir. ‘Anne bana bak.’, ‘anne yaptığımı gördün mü?’ gibi sorulara ebeveynin basitçe ‘evet, gördüm’ demesi çocuk için çok anlamlıdır. Özel oyunda ailenin çocuğun ilgilendiği şeyi tanımlayarak büyük bir coşkuyla tamamlaması çok daha geçerli olabilir: ‘sen oyuncak kutusunun dışındaki bütün blokları topluyorsun’, ’bütün kırmızı blokları bir araya yeşil blokları bir araya koymuşsun’, ‘bütün yeşil blokları altta kırmızı blokları üstte olan bir ev yapıyorsun’, ’şimdi kapısını kilitliyorsun’ gibi. Daha büyük çocuklar için bu açıklamalar benzer olabilir, fakat daha seyrek ve daha karmaşıktır. ‘Yaptığın şey kaleye benziyor’ gibi. Bunu yaparken ebeveyn basma kalıp yetişkin tarzını kullanmak yerine bütün ilgi ve dikkatini çocuğa vermelidir.

Özel oyunun ailenin çocuğu ile oynama süresinden çok daha önemli işlevi vardır.çocuk aile arasındaki bağlantı artar, ailenin gelecekti isteklerine uyum sağlamada daha az direnç göstermesi sağlanır. Ebeveynler uygun buldukları davranışları göstermeyi öğretirler, bu durumda çocuk onların uygun gördükleri şeyleri kazanır muhtemelen daha sık yapar. Ebeveynler bundan çok yaralanırlar. Problemli çocuk sahibi olan ailelerde ebeveynler çocuklarıyla eğlenceli etkinlik yapmaktan kaçınırlar çünkü ilişkilerinin çoğu olumsuzdur. Çocuk ebeveynin dikkatine gereksinim duyar ve onu elde etmek için olumsuz davranışlar gösterebilirler. Genellikle ebeveynler özel oyunu çok ödüllendirici bulurlar, sonuç olarak onlar çocuklarıyla daha çok hoşlanılabilir etkinlikler yapmaya cesaretlendirilebilirler. Ebeveynler çocuklarıyla kurulabilecek yeni ilişki biçimlerini öğrendiklerinde bunu günün diğer zamanlarına aktarabilirler.

Ev Ödevi

Ebeveynler sıklıkla, çocuklarına ödevlerini yaptırmakta güçlükle karşılaşırlar çocuğun ödev yapma becerilerinin geliştirilmesine yardımda etkili olan sayısız davranışçı teknik vardır. Sürekli destek ve danışmanlık gereksinimi olan çocuklar için, ebeveynler her doğru yanıt için para, kuru üzüm ve çikolata parçaları vererek işe başlayabilirler. Giderek aratan doğru yanıtlar pekiştireç kazanmayı gerektirir. Gündüz rüyalarına eğilimi olan veya vurup kırıcı hale gelen bir çocuk için ebeveynler ‘çalar saat’ sistemi uygulayabilirler. Eğer çocuk ödevlerini yeterli zaman aralığı içinde tamamlarlarsa ödül kazanmasına izin verilir. Bir diğer olasılık, belirli aralıklarla çocuğun ödevine dikkat edip etmediğini kontrol etmektir. Ebeveyn gözlediğinde eğer çocuk çalışıyorsa, çocuk yıldız ya da gülen yüz gibi daha sonra hoşlandığı bir şeye (pekiştirece) dönüştüreceği bir sembol kazanır. Bazı çocuklar için izlerlik sözleşmesi etkilidir. Bir günlük ya da haftalık olarak belirlenen süre içinde aile danışmanlığı olmaksızın tamamlanan ev ödevleri için ödül vermek eğer çocuğun acil yardıma gereksinimi varsa ebeveynler model olma, ipuçları ve giderek ipuçlarını azaltma süreçlerini çocuklarına yardım için kullanabilirler.

Yukarıdaki süreçlerin hepsi çocuk problem davranış gösterdikten sonra kullanılan tekniklerdir. Ödev yapma davranışlarıyla ilgili göz önünde bulundurulacak pek çok ödev yapmayı önleyici gelişimsel faktör vardır. Çocuk ödev yapmak için gerekli becerilere sahip midir? Ebeveynler bu konunun her iki tarafında hata yapma eğilimindedir. ‘Eğer benim çocuğum ödevini nasıl yapacağını bilmiyorsa, öğretmen bu ödevi ona vermemiş olmalıydı.’ Başka ebeveynlerde, çocuklarının hatalarının olabileceğini dikkate almaktan çok ödevin zor olduğunu düşünürler ve onlar çocuklarının ödevini kendileri yaparlar. Her iki durumda da çocuk ödevini yapmaya karşı olumsuz tutum geliştirebilir, çünkü, aileler büyük olasılıkla çocuklarının ev ödevlerini kolayca yapma yeteneğini belirleyinceye kadar, davranışçı stratejileri uygun biçimde kullanamayacaklardır ve çocuğun hata yapmasını onların kendi korkuları olarak adlandırır duruma geleceklerdir. Bu durumlarda çocuğun gelişimsel düzeyi belirlenmelidir, mümkün olduğunca önleyici faktörler göz önüne alınmalıdır, öğretim için önkoşullar açıktır.

Sorulacak diğer sorular, çocuk ödev yapmak için yeterli yere (mekana) sahip midir? Aile ne zaman çocuktan ödevlerini yapmasını istemektedir? Eğer aile çocuğundan örneğin dışarıda oynamasına izin vermek için okuldan geldikten hemen sonra ödevini yapmasını isterse, oyun için hiç zamanı kalmayacaktır. Bu çocuk büyük olasılıkla işbirlikçi de olmayacaktır. Diğer yandan eğer çocuk okuldan geldiğinde ödevlerini yapıyorsa, dışarıda oyun oynayabilir. Bu çocuk muhtemelen çok işbirlikçidir. Çocuk ödevini ne kadar erken bitirirse oyuna o kadar erken gidebilir. Bu Premack ilkesinin bir örneğidir. Daha çok yeğlenen bir etkinlik daha az yeğlenen bir etkinliğin yapılması için pekiştireç niteliği taşır. Bazı ebeveynler TV’de istedikleri programı izledikten sonra ödevlerini yapmalarını isterler bu kötü bir zamanlamadır ve dolayısıyla gözlenebilen bir direnç ortaya çıkaracaktır. Ebeveynler çocuklarının TV izlemelerine izin vermeden önce ödevlerini yapmalarını sağlarlarsa çok daha başarılı olacaklardır. Eğer boş şeylerle zaman geçirme oluşursa, çocuk yine istediği gösteriyi izleme fırsatını elde edemeyecektir.

Hırsızlık
Patterson (1976) yalan söyleyerek evden kaçabilen ve denetimsiz başıboş dolaşmasına izin verilen çocukların sıklıkla hırsızlık yaptığını gözledi. Hırsızlığın düzeltilmesi, hem hırsızlığı önleme teknikleri hem de hırsızlık yapmaya etki eden faktörlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan teknikleri kapsar. Patterson’un işlem süreci basamaklarından ilki çocuğun evden ayrılmadan önce ebeveynlerinden izin istemesini gerektirir. Bu çocuğun nereye gideceğinin ve ne kadar kalacağının belirlenmesidir. Bu kurallar bir noktalı sistem tarafından desteklenir. Örneğin:çocuk bir yere gitmek için izin istediğinde iki nokta belirtilen zamanda eve döndüğünde iki nokta kazanır. Bu noktalar serbest zaman kazanmak için biriktirilir. Ebeveyn hemen ilk olarak çocuğun sokağa çıkma saatlerini ayarlar. Eğer yasaklanan saatlerde dışarıda kalırsa noktalarını kaybeder ve her saat detaylı olarak belirlenir. Ebeveynler hemen çocuğun okuldan eve dönme saatlerini ayarlar ve evde bunu ona yüksek sesle söylerler. Çocuk geç kaldığı her dakika için bir nokta kaybeder. Bütün bu teknikler olası çalma davranışını azaltma için desenlenen etkinliklerdir.

Patterson’un hırsızlığı düzeltme çabalarının en güç yanı, ailenin çocuğun her hırsızlık davranışını yakalamasını beklemek gibi gerçekçi olmayan bir düşüncedir. Çünkü hırsızlık yapan çocuk her zaman yeni edindiği parçalar için sayısız cevaplara sahiptir. ‘Onu bana arkadaşım verdi’, ‘onu caddede buldum’ ve ‘birileri onu atmıştı ben de aldım’ gibi. Ebeveynler genellikle bu durumları kanıtlayamayabilirler. Patterson, çocuğun hırsızlık davranışını sürdürmesine izin vermektense, hatalı bile olsa adaletsiz bir ceza vermenin daha iyi olduğunu düşünür. Bu ceza, ebeveynlere çocuğun çaldığını kanıtlama sorumluluğundan çok, çocuğa şüpheli görünen herhangi bir şey yapmama sorumluluğunu verir.
Patterson’un hırsızlık için eğitim yaklaşımı doğrudan bir yaklaşımdır. Yeni şeyleri şüpheli biçimde gösterdiği zaman, insanlar çocuğun bazı şeyleri çaldığını söylediğinde ve ebeveyn onun bazı şeyler çaldığından emin olduğunda bir saatlik çalışma verilir. Eğer kaybolan ya da çalınan parçalar özellikle pahalıysa, ceza için ekstra zaman eklenir. Eğer çocuk mağazadan ya da komşulardan bir şeyler çalmışsa bunu mutlaka kendisi götürmelidir. Patterson’ un programı diğer önleme tedbirlerini de içerir. Çocuklara yapmaları için ev işleri verilir bunu yerine getirdiklerinde bir nokta kazanabilirler.Bu stratejiyi artırmak, akrabaların ve arkadaşların ekstra para vermemelerini hatta çocuğa hiç para vermemeyi gerektirir. Burada amaç çocuğu kendi kendine para kazanır hale getirmektir ve çocuğu daha uzun bir süre evde tutmaktır.
Patterson, çocuğun parçayı nereden çaldığını bilmediklerinde ebeveynlerin ne yapacaklarını belirgin biçimde belirtmez. Bu yüzden ebeveynlerin önbilgi ve onayı olmaksızın eve gelen her parçanın saklanmasına izin verilmemesi Patterson’ un yaklaşımı ile tutarlılık göstermektedir. Diğer yandan çocuk çaldığı parçalara bir bedel ödemek için birkaç saat çalıştırılabilir.
 

Tuvalet Öğretimi

Azrin ve Foxx’un (1974) ‘Bir Günden Daha Kısa Zamanda Tuvalet Öğretimi’’adlı gelişim, önleme ve uygulama faktörlerini içeren kitabı davranışçı yaklaşıma bir örnektir. Azrin ve Foxx (1974) ilk olarak çocuğun gelişim yaşını dikkate alırlar. Bir kural gibi onlar çocuğun 20. ayda tuvalet öğretimine hazır olduğunu düşünürler. Bu yüzden ebeveynleri diğer gelişimsel faktörlerin ne kadar iyi olduğuna bakmaları için uyarırlar. Örneğin: çocuk gün boyunca birkaç saat kuru kalabiliyor mu?

Çocuk çişi olduğu zaman bunun farkında olabiliyor mu? kolayca tuvaletini yapabilmek için gerekli ince ve kaba motor koordinasyona sahip mi? Ne istenildiğini anlamak ve yerine getirmek için alıcı ve ifade edici dil becerilerine sahip mi? Çocuğun fiziksel durumunun tuvalet yapma ile ilgili tıbbi koşullar gerektirip gerektirmediğini belirlemeleri sağlanır (zayıf mesane kontrolü gibi). Sonuçta çocuk genel olarak uyumsuzluk gösteriyorsa yani önkoşulları yerine getiremiyorsa öncelikle bu problemler üzerinde çalışmak için uyarılmaktadırlar.
Bu yaklaşıma göre ebeveynler tuvalet öğretimi için büyük bir zaman harcamadan önce bu işe hazırlık için zaman harcamalıdırlar. Örneğin aile üyeleri çocuğa tuvaleti kullandıklarını görmesi için izin vermelidirler. Böylece çocuk tuvaleti kullanmanın amacını öğrenecektir. Aile bu beceriyi çocuğa öğrettikten sonra onun çişini tuvalete yapmasına izin vermelidir. Çünkü çoğu çocuk bunu yapmaktan hoşlanır bu iş onun tuvaletle ilgilenmesine yardım eder.
Çocuk tuvalet öğretimine gerçekten katılmadan önce ebeveyn altını ıslatan oyuncak bir bebek kullanarak bu işin nasıl yapılacağına ilişkin model sağlar. Oyuncak bebeğin nasıl soyunduğu, lazımlığa nasıl oturduğu, lazımlıkta otururken nasıl ödüllendirildiği, bebeğin pantolonunun kuru ya da ıslak olup olmadığının nasıl kontrol edildiği ve altına yaptığında bebeğe ne yapıldığı, bebeğin altına çişini yapmaması için ona acele ile nasıl yardım edildiğini çocuğa gösterir. Çocuk, bebeğin altına yapmadığı ya da doğru davrandığı her zaman bebeğe ödül vermek için konuşturulur. Bebek tuvaleti kullanmayı öğrendikten sonra çocuktan bebeğin pantolonunu kontrol etmesi istenir. Eğer bebeğin pantolonu kuru ise kuru olduğu her zaman için çocuk bebeğe bir ödül verir. Çocuğun bebeğin kazandığı ödülleri yemesine yardım etmesine izin verilir.

Çocuğun gerçek tuvalet öğretimindeyse uygulayıcılar Azrin ve Foxx’un önleme problemlerini ilişkilendirmesinin önemini görebilirler. Azrin ve Foxx, annenin öğretime ara vermeyeceğine garanti verebildiği şu an ya da bir başka gün ve her hangi başka biri olmaksızın tuvalet öğretimini annenin yapmasını isterler. Bu önemlidir çünkü ebeveyn onunla birebir ilgilendiği zaman çocuklar yönergelere çok daha uyumlu davranırlar, keza, şaşmalar davranışın oluşumundan hemen sonra çocuğun doğru davranışını annenin pekiştirme gücünü engelleyecektir. Öğretim boyunca ebeveyn çocuğa bir beden büyük pantolonlar giydirmelidir. Böylece çocuk pantolonunu giyip çıkarmayı da öğrenebilir. Taşınabilir tuvalet sandalyesi çocuğa uygun ve rahat, içi boş olduğunda onu kolayca kaldırabileceği bir yerde olmalıdır. Bütün basamaklar, tuvalet öğretimine başlamadan önce başarıya ulaşılabileceği kestirildiğinde oluşur.
Bir kez tuvalet öğretimine başlandığında, Azrin ve Foxx model olma, beceri analizi, pekiştirme, şekil verme, ipuçları ve ipuçlarını geri çekme, aşırı düzeltme ve olumlu alıştırmaları içeren davranışçı teknikleri kullanırlar. Çocuklara öğretim öncesi ve süresince sıvı içirerek boşaltımın gerçekleşmesini sağlarlar. Azrin ve Foxx ebeveynlere pekiştireç tiplerini ve çocukları için uygun pekiştireçleri nasıl belirleyeceklerini göstermişlerdir. Böylece öğretim çocuk için daha anlamlı hale gelmiş olur. Öğretimin ilk basamağında çocuğa pantolonunu indirmesi ve kaldırması öğretilir. Taşınabilir tuvalete nasıl gideceği, pantolonunu nasıl indireceği, nasıl oturacağı, birkaç dakika tuvalette nasıl bekleyeceği ve kalktıktan sonra pantolonunu nasıl kaldıracağı öğretilir. Bu her 15 dakikada bir yapılır. Eğer çocuk tuvalette oturduğu süre içinde boşaltım gerçekleşmişse, lazımlık büyük tuvalete boşalttırılarak, sifon çekilerek ve lazımlığı sandalyeye yerleştirmesine izin verilerek çocuk ödüllendirilir. Başlangıçta, birkaç kez başarılı boşaltım gerçekleştirdikten sonra ebeveyn taşınabilir tuvalete kendisinin gitmesi için onu yönlendirir. Çocuk bu aşamalarda daha başarılı olduğunda, aile kullandığı yönergeleri değiştirir. “Tuvalete gitmek ister misin?’’ ve sonra ‘’tuvaletin yerini bana göster’’ ve sonuçta “senin pantolonun kuru mu? Gibi, sağlanan ilerleme ile birlikte yönergelerin değiştirilmesinin nedeni çocuğun anneye ve tuvalete gitmesi için sağlanan ipuçlarına bağımlı hale gelmesinin istenmemesidir. Eğer çocuk öğretim süresince altına kaçırırsa, ebeveyn ıslak pantolonunun (dikkat edilmesi gereken şey çocuğun suçlanmamasıdır) uygun olmadığını gösterir: çocuk birkaç kez doğru işlem için çalışmalıdır (oyuncak bebekle olduğu gibi), çocuktan pantolonuna dokunması istenmeli, böylece o “ıslak” sözcüğünü de anlar, ve kuru bir pantolon giymesi söylenmelidir.Bu alıştırmalar evin farklı yerlerinde yapılmalıdır. Böylece çocuk evin neresinde olursa olsun tuvalete gitmeyi öğrenmelidir.
Bu noktadan hareketle, ebeveynler sıklıkla çocuğa pantolonun kuru mu? diye sorarlar. Eğer kuruysa çocuk ödüllendirilir, eğer pantolon ıslaksa alıştırmalar sürdürülür. Öğretim boyunca diğer aile bireylerinden de tuvalet becerilerini gerçekleştiren çocuğun ilerlemesini övmeleri istenir.
ÖZET
Bu çalışmadaki bütün örnekler gelişimsel, önleyici ve sağaltım görüşlerini içeren ve yaygın olarak yürütülen öğretim programlarından seçilmiştir. Bu programların her birinin daha etkili olabilmesi için bireyin ve ebeveynin gereksinimlerini göz önüne alarak yeniden biçimlendirilmesi gerekmektedir. Bir taraftan çocuğun en az sınırlayıcı ortama yerleştirilmesi gerekirken diğer taraftan problemi çözecek nitelikte eğitim teknikleri kullanılacaktır. Örneğin Patterson’un yaklaşımı, ciddi hırsızlık problemi olan çocuk için desenlenmiştir. Çocuklarının çaldığını fark eden çoğu aile onun daha fazla çalma cesaretini azaltmak için çalınan parçayı özür dileyerek geri götürmesini istemek zorundadır. Ebeveynlerin bir bölümü Azrin ve Foxx’un (1974) başarılı tuvalet öğretimi için önerdiği işlemleri gerekli bulmayacaklardır. Gerçekten de bu kaynak (Matson & Ollendick,1977) yalnızca Azrin ve Foxx’un (1974) kitabını kullanan pek çok ailenin çocuklarına tuvalet öğretiminde başarılı olmadıklarını göstermiştir.

SONUÇLAR
Davranış değiştirme aile eğitiminde anlamlı ilerlemeler sağlanmasına neden olmuştur. Aile eğitimi araştırma literatürü öğrenme güçlüğü gösterenler (Omizo, Williams & Omizo, 1986) zihin özürlüler (Prieto-Boyard & Baker, 1986), otizm (Kozloff,1984), hiperaktifler (Barkley,1981) ve diğer özür gruplarını içerecek şekilde yaygınlaştırılmıştır. Özürlü çocuk sahibi olan ebeveynler için öğretimle ilgili kaynaklar son bir kez gözden geçirilerek ve gelişimsel yaklaşım bu yeni alanla birleştirilmiştir. Örneğin; varolan araştırmada aile eğitimi modelleri kavramının sınırlılıkları kısaca, ürün değişkenleri tanımlanmış ve iyi kontrol edilmiş çalışmaların yetersizliği eleştirilmiştir.

Bu çalışmada okuyucuların, ailenin çatısını daha iyi anlayabilmeleri için aile eğitiminde bir ön model önerildi. Bu model,davranışçı yaklaşım içinde yer alan öğretim ve önleme teknikleri kadar gelişimsel görüşleri de içerecek biçimde desenlendi.

Bu modelin uygulamalarında tuvalet öğretimi, hırsızlık ve ev ödevi yapma alanlarında çocukluk çağı problemleri incelendi.

Aile eğitimi modelinin altını çizdiği düşünce çocukların iyi olmayı öğrenmek istedikleri inancıdır, öfke nöbeti geçiren, ödevini yapmayan ya da yatağını ıslatan çocuklar mutlu değildirler. Davranışçı teknikler olumlu aile-çocuk ilişkileri içinde duyarlı bir biçimde uygulanırsa bu hem çocuk hem de aile için hoşnutluk sağlayıcı ve ödüllendirici olacaktır. Davranışçı teknikler, çocukla ve çocuk için yapılan etkinlikler olarak sunulmalıdır.
Önerilen aile eğitim modelini, aile eğitimini etkileyebilen farklı aile yapılarını içerecek şekilde genişletilmelidir (sosyo-ekonomik düzey, medeni durum ve medeni durundan hoşnutluğun düzeyi, stres ve iş durumu). Belirgin çocukluk çağı problemleri için ya da belirgin özür durumları ile yararlı bulunan öğretim ve önleme stratejilerinin listesi kesinlikle artacaktır. Şu anda, gelişimsel–davranışçı yaklaşıma dayalı aile eğitimi, çağdaş ailelere yardımcı olmak için en fazla potansiyele sahip gibi görünmektedir.

(KAYNAKÇA; Makalenin Orijinal Kaynağı:Fox, Robert A., & Binder, Margaret C., (1990). Parenting: a developmental-behavioral approach. Advances in Special Education, 7B, 187-201. Çeviren : Sezgin Vuran)

(Erdi Kanbaş,Özel Eğitim Uzmanı-Aile Rehberi)

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !